gezz.org

Sali
07 Sub
Metin boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Seyahat Avrupa İskoçya: Alabildiğine yeşil...

İskoçya: Alabildiğine yeşil...

İskoçyaİngiltere’nin bilindik haritasında gezinirken unutulmaması gereken bir coğrafya olan İskoçya’da kısa bir tura çıkmaya ne dersiniz? Gotik binalardan göz alabildiğine uzayıp giden bahçeleriyle şatolarına, dinamik sanat sahnesinden insanı çarpan doğasına, huzurlarınızda İskoçya!

Gotik binaların ev sahipliği yaptığı muhteşem gece kulüpleriyle, çelik ve camın sentezi muhteşem tasarım binalarda alacağınız akşamüstü çaylarıyla postmodern kent Edinburgh; bir dönem futbol holiganlarıyla bilinen ancak adı artık sanatçılarıyla anılan ve yeniden doğan Glasgow; şatoların süslediği Highland müsabakaları sırasında eteklikleriyle dolaşan ve birbirlerine ağaç kütükleri fırlatan sert erkekleriyle Kelt efsanelerinden fırlamış kadar antik ancak bir o kadar da zamanın ruhuna adapte olmuş bir ülke.

İskoçya’yı ayrı konseptteki üç parçaya ayırmak mümkün. Bu parçalardan Edinburgh ülkenin modern, kentli, hareketli yüzünün simgesi. Gece hayatının ve yeme içmenin kalbi burada atıyor. Yeni bir çehreye kavuşan Glasgow ise sanatla öne çıkıyor. Doğayla, sporla ve sanatla iç içe olmak isterseniz sizi İskoç Tepeleri yani Highlands bekliyor.

EdinburghEdinburgh
Sürekli değişen şık, sofistike bir şehir… Enric Miralles imzalı yeni parlamento binasından Leith Limanı’na, festivallerinden eski ve yeni (18. yüzyıl!) şehir merkezine Edinburgh hem modern ve asi hem de klasik ve asil. Gece hayatı, eski şehir merkezindeki pub’larında sahne alan neo-punk grupları, katedrali ve sarayı ile İskoçya tatilinizin 2 gününü talep edecek doluluktaki Edinburgh’da yeşile meraklı gözler de bayram ediyor.

Gitmişken
İskoç usulü saray görmek isterseniz kraliçe hazretlerinin Edinburgh’dayken ikamet ettiği Holyroodhouse Sarayı (Royal Mile, Edinburgh; +44-131 /565-100)’nı ziyaret edebilirsiniz. Görkemli dairelerinin her birinin duvarlarında kraliyet üyelerinin yağlıboya tabloları asılı.

Botaniğe ilgi duyuyorsanız kusursuz bir botranik bahçesi örneği görmek için Royal Botanic Garden (Inverleith Row, Edinburgh; +44-131/552-7171)’a uzanın. 1670’te açılan bahçedeki 10 adet sera bahçenin kışın da canlı olmasını sağlıyor. Hele ki ziyaretiniz yaz aylarına denk geldiyse botanik bahçesinin Chinese Hillside, Rock Garden ve Scottish Heath Garden bölümleri unutulmaz bir görsel ve kokusal şölen sunuyor. İngiliz filmlerindeki asilzade evlerinin bahçelerinde sıkça görülen labirentlerden birini Ana Kraliçe anısına kurulan Memorial Garden’da bizzat gözlemleyebilirsiniz. 

Şehirdeki en görkemli yapılardan biri şüphesiz St Giles’ Cathedral (Royal Mile; +44-131/225-9442; stgilescathedral.org.uk). görkemli bir taş bina ve taş binayı süsleyen vitray camlar… 1120’de küçük bir Katolik kilisesi olarak inşa edilen bina 16. yüzyılın ortasına dek yapılan eklemelerle büyümüş. İskoç Reformu’nun lideri John Knox’ın Roma ile 16. yüzyılın ortasında ipleri koparmasıyla birlikte Katolik kilise Presbitaryen mezhebinin kalesi haline gelmiş.

Kent gece hayatıyla da öne çıkıyor. Eski şehir merkezinde yer alan Cabaret Voltaire (36 Blair Street; +44-131/220-6176; thecabaretvoltaire.com) şehrin en hareketli noktalarından. Taş bina ve kemerli tavanlar binanın otantikliğinin göstergesi. İki dans pistinin bulunduğu mekanda her gece DJ performansı gerçekleşiyor. House’dan elektro-indie’ye ve teknoya uzanan bir seçkide dönen plaklar dans ve elektronik müzik seven gece kuşlarının, şehirdeki buluşma yeri. Kimi zaman neo-punk gruplar da sahne alıyor. Klasik bir İskoç gecesi için bir beyefendiler kulübü olan Scotch Malt Whiskey Society (28 Queen Street; +44-131/220-2044; smws.co.uk). Normalde özel bir ‘gentlemen’s club’ olarak faaliyet gösteren mekan kapılarını perşembe günleri akşam yemeklerinde üye olmayanlar için de açıyor. Yemekler mükemmel değil ancak buradaki asıl olay viski menüsü.

Konaklama Önerileri
Glasshouse

Ön cephesini cam duvarların kapladığı 150 senelik büyüleyici Lady Glenorchy's Kilisesi binasında konaklamak kesinlikle bir ayrıcalık. Bu zeka ürünü tasarım mekanı Edinburgh Playhouse’un hemen yanı başında yer alıyor. içindeki 65 geniş ve ferah oda siyah beyaz nü fotoğraflarla süslü duvarlara, süitlerde odaları birbirinden ayırmak için kullanılan pervazlara, birçok odada terasa, yerden ısıtmalı cam duvarlı banyoları ve tabii ki camdan duvarlara sahip. Pencereler devasa büyüklükte. Hepsi çok havalı bir alışveriş merkezinin, multipleks sinemaları ve pub’larıyla beraber bir parçası. Otelin en güzel taraflarından birisi ise çatı bahçesi. Çimlerle tamamlanmış bahçede her havaya uyum gösterecek koltuklar vs üzeri yay şeklinde kapalı geniş bir güneşlenme deki var. İskoçya’nın hava değişimlerine en uygun noktalardan biri kesinlikle burası.

2 Greenside Place, Edinburgh; +44-131/525-8200


GlasgowGlasgow
Müzikle ve sanatla öne çıkan Glasgow, Franz Ferdinand, The Fratellis ve Paolo Nutini gibi sanatçıların ana vatanı. Şehrin herhangi bir barında haftanın herhangi bir gecesi birkaç ay sonra MTV’de görmenizin kuvvetle muhtemel olduğu sanatçılar sahne alıyor. Glasgowlu sanatçı Charles Rennie Mackintosh’un eserleri şehrin mimari çehresine ağırlığını koymuş. Kentin sanat yaşamı ise Londra’yla başa baş yarışır durumda.

 

Gitmişken
Sanata düşkünler Glasgow’da aradıklarını bulacak. Nisan ayında Glasgow’da 2005 yılından beri uluslar arası bir sanat fuarı düzenleniyor. Londra’nın sanat dünyasıyla yarışabilecek düzeye kısa sürede gelenb Glasgow sanat camiası kaliteli galerileri ve müzeleriyle öne çıkıyor. Klasikler için Degas, Cézanne ve Rodin’in eserlerinin yer aldığı ve 9 binden fazla parçadan oluşan Burrell Collection (Pollok Country Park; +44-141/287-2550) 2006’da, geçirdiği büyük renovasyondan sonra yeniden sanatseverlere kapılarını açan Kelvingrove Art Gallery and Museum (Argyle St.; +44-141/276-9599) İskoçya’nın en çok ziyaret edilen müzesi. Dalí ve Rembrandt müzede eserlerini görebileceğiniz sanatçılar arasında. Modern sanat için Gallery of Modern Art (Royal Exchange Square; +44-141/229-1996) şehirdeki en göz alıcı neoklasik binada hizmet veriyor. Damien Hirst, Sarah Lucas, Grayson Perry ve Rachel Whiteread’in yapıtlarını burada görmek mümkün.

Charles Rennie Mackintosh Gaudí Barselona için neyse Charles Rennie Mackintosh da Glasgow için o. Modern hareketin öncülerinden biri olan Mackintosh, Art Nouveau işleriyle Glasgow’un siluetini çizen bir mimar ve tasarımcı. İskoç ve Japon geleneklerinden etkilenen sanatçının işlerini görmek için işe ülkenin ulusal mimari ve tasarım merkezi The Lighthouse (11 Mitchell Lane; +44-141/221-6362; thelighthouse.co.uk)’dan başlayabilirsiniz. Sanatçı tarafından inşa edilen bina önemli sergilere ev sahipliği yapıyor. Buradan şehrin manzarası da muhteşem. Sanatçının baş yapıtı olarak kabul edilen Glasgow School of Art (167 Renfrew St.; +44-141/353-4500; gsa.ac.uk), yani sanat okulu da kaçırılmamalı. Bellahouston Park’taki House for an Art Lover (10 Dumbreck Rd.; 44-141-353-4770; houseforanartlover.co.uk) ise 1928’de ölen sanatçının 1901’de çizmiş olduğu planlar kullanılarak 1996 yılında tamamlandı. Willow Tea Rooms (217 Sauchiehall St. and 97 Buchanan St.; 44-141-332-0521; willowtearooms.co.uk) ve Scotland Street School Museum (225 Scotland St.; 44-141-287-0500; glasgowmuseums.com) da sanatçının diğer iki yapıtı.

Konaklama Önerileri
Mar Hall

Şehrin içindeki oteller vasat ancak şehrin biraz dışına çıkarsanız sizi harika bir adres bekliyor olacak. Mar Hall gotik stildeki bir malikanede hizmet veriyor. kendinizi İngiliz Hasta filminin setinde hiss4etmenizi sağlayan otel bu özelliğini bir zamanlar savaşta kolunu yahut bacağını kaybetmiş askerler ve denizcileri tedavi eden br hastane oluşundan alıyor. Princess Louise Scottish Hospital for Limbless Soldiers and Sailors isimli hastane artık hasta tedavi etmek yerine lüks ve konforlu bir konaklama hizmeti sunuyor. Spa’sı ve geniş 53 odasıyla hem rahat hem de şımartıcı. Neo-gotik stilindeki tavanı ve meşe zemini ile lobi göz kamaştırıcı. Otelin bir de 18 delikli golf sahası mevcut.

Mar Hall Drive, Bishopton; +44 141 812 9999


Scottish Highlandsİskoç Tepeleri (Scottish Highlands)
Gölleri, şatoları, yemyeşil çayırları, viski damıtım evleri, hatta ‘canavarlar’ıyla bilinen İskoç tepeleri… Edinburgh ve Glasgow’da yaptıklarınızı burada, burada yaptıklarınızı ise iki büyük şehirde yapmanız hemen hemen imkansız zira İskoç Tepeleri, ülkenin kırsal kesimi. Ancak ortaçağdan kalma büyüleyici şatoları, mistik gölleri ve spor olanaklarıyla kent yaşamını özletmeyecek kadar ilgi çekici bir yer.

Gitmişken
Tepeler yani Highlands, İskoçya’nın iftihar kaynağı viskilerinin üretildiği damıtım evlerini de barındırıyor. Viski damıtımını bizzat görmek isterseniz rehberli turlara katılabilirsiniz. Özellikle iki damıtım evi ilgi çekici. Biri Glenfiddich (Dufftown; +44-1340/820-373; glenfiddich.com), diğer ise Glen Grant (Rothes; +44-1340/832-103; glengrant.com). Glen Grant Viktorya döneminde yapılan kusursuz bahçeleriyle öne çıkıyor. Hiking sevenler için burası adeta bir cennet. 284 adet tepe topluca Munro’lar olarak adlandırılmış. Tüm Büyük Britanya’nın en yüksek zirvesi olan Ben Nevis, ülkedeki en popüler tırmanış destinasyonu. Hava yağışlı yahut kapalı değilse Skye Adası’nı görebiliyorsunuz. Düz zemin tercih edeneler ise Loch an Eilein yahut Glen Affric tarafına yönelmeli. Tepelerde golf, dağ bisikleti, göllerde balık tutma gibi doğa sporları olanakları da bulabilirsiniz.

İskoçya’nın iki alamet-i farikasından biri canavarlı gölleriyse diğeri de hiç süphesiz ortaçağdan kalma şatoları. Efsanevi canavarıyla ünlü Loch Ness’e bakan Urquhart Şatosu halen yerli yerinde duran kuleleri ve duvarlarıyla geçmişe etkileyici bir yolculuk yapmanızı sağlıyor. Shakespeare'in Macbeth’inde adı geçen Cawdor Şatıosu ise Dowager Kontesi’nin kış aylarındaki ikametgâhı. Bir taş köprüyle ulaşılan Eilean Donan Şatosu Highlander filminin geçtiği mekanlardan biri olarak ünlenmiş.

Malt viski damıtım aşamasıKonaklama önerileri
Inverlochy Castle Hotel

Burada konaklamak biz “sıradan faniler”in bir lord yahut leydi gibi yaşamaya en çok yaklaşabileceğimiz deneyim olmalı. 1863’te birinci Lord Abinger tarafından inşa ettirilen şato aristokratik kesimden birçok önemli isme ev sahipliği yapmış. Kraliçe II. Elizabeth gibi soylulardan Charlton Heston ve Robert De Niro gibi ünlülere hizmet etmiş otelde 17 oda var. burasının bir şato olduğu düşünülürse odaların genişliği hakkında bir fikriniz olacaktır. Antik mobilyalarla klasik biçimde dekore edilen şatoda ayna görünümü ardına gizlenmiş plazma ekran gibi modern öğeler de yer alıyor. 3 odasıyla King's Suite gölle birlikte Ben Nevis Tepesi’ni ve şık bahçeleri görüyor. Great Hall’da Venedik işi avizeler ve –sıkı durun- kitaplığa açılan bir gizli geçit bulunuyor. Otelin restoranında şef Matthew Gray mutfakta harikalar yaratıyor.

Fort William; +44-139/770-2177

 

 

Sitedekiler

Şuanda 21 konuk çevrimiçi

Tanıtım


"Dünyada cenneti arayanlar, Dubrovnik'i görmeliler..." - G.Bernard Show
Dujoy.com ile Adriyatik'in eşsiz güzellikteki tatil mekanını keşfedin.