Doğanın cömertliği ile insanın akıl ve yaratıcılığının bir bileşkesi olan Stuttgart, Baden-Württemberg Eyaleti’nin merkezini oluşturuyor.
Her ne kadar Stuttgart, Almanya’nın diğer kentleri kadar ön plana çıkmasa da; dahil olduğu Baden-Württemberg Eyaleti, ülkenin en popüler tatil bölgesi olarak biliniyor. Kent her yıl bir milyon civarında ziyaretçiyi kendine çekiyor. Doğa manzaraları ve etkileyici peyzajının yanı sıra, şifalı termal sularla beslenen kaplıcaları, bölgenin ülke içi turizminde neden tercih edildiğinin ipuçlarını veriyor.
Stuttgart’ın yakın çevresinde doğanın sundukları öne çıkarken, kentin merkezinde sanatsal ve kültürel üretimler dikkat çekiyor. Tabii sadece dikkat çekmekle kalmıyor, kentin portresini de çiziyor. Stuttgart, doğanın cömertliğiyle, insanın akıl, beceri, zarafet ve yaratıcılığının bileşkesi olarak Baden-Württemberg Eyaleti’nin merkezini oluşturuyor.
BİR ENDÜSTRİ KENTİ
Dünyayı değiştiren iki endüstriyel ürünün doğum yeri olarak ün yapmış Stuttgart. Gottlieb Daimler’in otomobil motorları ve Robert Bosch’un bujileri. Mercedes, 1926 yılında bir fabrika kurarak, üretimine ilk bu kentte başlamış. Şimdilerde ise Mercedes yıldızını şehrin pek çok yerinde görmek mümkün. Bu nedenle Stuttgart, Mercedes’in evi olarak da anılıyor. Mercedes-Benz Müzesi de kentin en çok ziyaretçi çeken müzelerinden biri. Stuttgart’ın endüstri kenti imajını artıran bir diğer müze ise Porsche Müzesi. Otomobil tutkunlarını fazlasıyla mutlu edecek kapasiteye sahip her iki müzede de, firmaların tarihleri boyunca ürettikleri araçlar sergileniyor.
Sadece endüstrinin değil, şehirlere keyif ve renk katan müzelerin, sanatın, mimarinin, lezzetli yemeklerin, gece hayatının, parklar ve sarayların da kentidir Stuttgart. 600 bin nüfuslu bu küçük kent, her şeyden önce geçmişle geleceğin iç içe geçtiği mimari bir açık hava müzesi gibidir.
SARAYIN ÇEVRESİNDE ŞEKİLLENEN KENT
1746 yılında inşası başlayan Neues Schloss yani Yeni Saray, altmış yılda tamamlanabilmiş ve şehirdeki Barok tarzın en iyi örneklerinden. İkinci Dünya Savaşı sırasında bazı bölümleri hasar gören saray, daha sonra restore edilerek bugünkü görünümüne kavuşturulmuş. Geçmişte Württemberg krallarının sarayı olan yapı, günümüzde eyaletin ekonomi ve kültür bakanlıklarına ev sahipliği yapıyor.
Kuğuların süzüldüğü havuzları, yeşillikler arasındaki yürüyüş yolları, sokak sanatçıları ve modern heykelleriyle sarayın bahçesi yani Schlossgarten ise bir başka dünya. Saray meydanı olarak bilinen Schlossplatz ise bahçenin hemen yanıbaşında yerini almış. Meydanın tam ortasında Kral I. Wilhelm onuruna, 1840 yılında dikilen bir sütun bulunuyor. Anıtın üzerinde bulunan Roma Mitolojisi’nin barış tanrıçası Concordia’nın heykeli, adeta sonsuz barışın ve mutluluğun simgesi olarak çevreyi selamlıyor. Aynı meydanda bulunan iki çeşmenin sekiz musluğu ise Württemberg Eyaleti’nde bulunan nehirlerin simgesi olarak akmaya devam ediyor.
Kent sakinlerinin buluşma noktası olan Königsbau, İon tarzı sütunları ve Korint sütun başlıklarıyla antik Yunan tapınaklarını çağrıştırıyor. 1860 yılına tarihlenen yapı, o yılların gözde mimari akımı neoklasizmin iyi bir örneği. Zaten, Schlosspaltz’da, barok, art-nouveau, neoklasik tarzdaki yapılarla, 1950’lerin modernist binalarını bir arada görmek mümkün. Schlossplatz, kentin mimari ruhunu fazlasıyla yansıtıp anlatıyor kısacası.
        Â
ORTAÇAĞ’DAN İZLER
Stuttgart’ın bir başka meydanı Schillerplatz’ın tam ortasında ise meydana adını veren şair Friedrich Schiller’in heykeli bulunuyor. Bu küçük meydanı çevreleyen yapılar Ortaçağ Stuttgartı’ndan izler taşıyor. Özellikle 61 metrelik gotik iki kulesiyle Collegiate Kilisesi tipik ortaçağ mimarisiyle göze çarpıyor. Bu küçük meydanda bir başka heykel daha bulunuyor. Enstruman Müzesi’nin yanıbaşındaki Bacchus Heykeli; kentin şarap kültürünü ve geleneğini işaret ediyor.
GEÇMİŞİ SANATLA ANLATAN MÜZELER
Eski ve Yeni Devlet Galerileri, Stuttgart’ın geçmişle gelecek arasında kurduğu ilişki ve bu konuya verdiği önemi anlatan en iyi örnekler. Eski Devlet Galerisi, 1838 yılında inşa edilmiş tarihi bir mekânda sunuyor sanatsal güzellikleri ziyaretçilerine. Galeri, 14 ile 19. yüzyıllar arasına tarihlenen oldukça geniş bir resim koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Aralarında Rembrandt gibi usta sanatçıların bulunduğu pek çok ressama ait karakalem, sulu boya, kolaj ve baskı resimleri galerinin salonlarında izlemek mümkün. Galerinin en ilginç koleksiyonu ise, Baden-Württemberg Eyaleti’nin ressamlarına ait tabloları içeriyor. ‘Swabian Classicism’ bölümünde sergilenen resimler daha çok 19. yüzyıla tarihleniyor.
1984 yılında Eski Devlet Galerisi’ne eklenen Yeni Devlet Galerisi, ünlü İngiliz mimar James Stirling tarafından tasarlanmış. Yapıldığı yıllarda tartışma yaratan yapı bugün, Stuttgart’ın simge yapıları arasına girmiş durumda. Yeni Galeri ise 20. yüzyıl sanatına ayrılmış ve özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasına ait eserleri içeriyor. Çağdaş ve klasik modernizm tarzında, Picasso, Beckman, Beuys gibi uluslararası üne sahip sanatçıların resim ve heykellerini Avrupa’nın bu küçük sayılabilecek kentinde görmek bir ayrıcalık olsa gerek…
Kentin sokaklarında dolaşırken, farklı üsluplardaki tarihi yapıların arasına ustalıkla serpiştirilmiş modern yapılara rastlamak mümkün. James Stirling’in Yeni Devlet Galerisi gibi, Stuttgart Sanat Müzesi de kentte bulunan bir başka önemli modern mimarlık örneği. Berlin’in ünlü mimarlık ofislerinden Hascher-Jehle tarafından cam bir küp şeklinde tasarlanan müze 2005 yılında açılmış. Daha çok çağdaş sanatçıların eserlerinin bulunduğu bina kitapevi, bar ve restoranı ile tüm günü koşuşturmadan, sanatın içinde geçirmeye davet ediyor sanatseverleri.
          Â
ÜZÜM BAĞLARIYLA KAPLI TEPELER
Stuttgart’ın yumuşak eğimli tepeler ve ılıman iklime sahip coğrafyasında yüzyıllardır bağcılık yapılıyor, şarap üretiliyor. Dünyanın en iyi şaraplık üzümlerinden olan Riesling, Stuttgart’ı çepeçevre saran bağlarda yetiştiriliyor. Bölgenin şarap geleneği yaklaşık altıyüz yıl öncesine uzanıyor ve Stuttgart çevresinde 500 civarında üzüm yetiştirip, şarap üreten yerel firma bulunuyor. Rengi altın sarısı ile yeşil arasında olan Riesling şarapları, hafif içimi ve ferahlatan aromalı tadıyla, Stuttgart denince akla ilk gelen lezzetlerden…
Geçmişten gelen kültürel ve mimari mirasına sahip çıkarak daha da güzelleşen Stuttgart, müzeler, saraylar ve sanat ile bu mirası bugünlere taşıyarak, geleceğini de şekillendiriyor. Her ne kadar bir endüstri kenti olarak tanınsa da, Avrupa’nın en yeşil kentlerinin başında geliyor. Doğa, şehir yaşamı ile; sanat, endüstri ile bir arada yüzyıllardır yaşıyor ve bu kente yaşam katıyor, renk katıyor.

| < Önceki | Sonraki > |
|---|




