gezz.org

Sali
07 Sub
Metin boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Seyahat Avrupa Belgrad : Beyaz ÅŸehir

Belgrad : Beyaz ÅŸehir

Sırbistan'ın başkenti Belgrad, iki nehrin birbirine kavuştuğu noktada yeniyle eskinin, mimariyle doğanın iç içe geçtiği bir şehir.

Tarihi eskilere dayanan şehirlerin ortak noktası suya yakın olmalarıdır. İki ırmak üzerine kurulmuş Belgrad'ın tarih boyunca nasıl olup da bu kadar akına uğradığını, bir kültürden diğerine, her daim uygarlıklara ev sahipliği yaptığını tahmin etmek zor olmayacaktır. Taş devrinde tanrıların toprağa hediyesi olarak görülen Sava ve Tuna ırmakları her zaman canlı kalmasını sağlar bu şehrin. Sonrası mı? Sonrası hepsi de oradaki varlıklarına dair izler bırakan Keltler, Romalılar, Bulgarlar, Bizans, Osmanlı, Avusturya, Yugoslavya ve Sırbistan...

Neredeyse 6 bin yıllık geçmişi ayaklarınıza seren, nice badirelere rağmen varlığını korumuş, yıllara, hükümetlere, doğal felaketlere karşı koymuş bir şehir Belgrad. Asaleti asiliğinde yatan, sosyal ve turistik yapısıyla özellikle son yıllarda büyük ilgi çeken ve klasik seyahatlerden farklı beklentileri olan gezginler için alternatif bir istikamet sunuyor.

ŞEHRİN KAÇIŞ NOKTASI
Geçmişi bu kadar eskilere dayanan ve onca savaşa rağmen dokusunu parça parça da olsa korumayı başarmış şehirlerden bahsederken insanın nereden başlayacağına karar vermesi kolay değil. Bu nedenle gezinize kronolojik bir sıra izleyip şehrin tarihi merkezi kabul edilen, I. yüzyıldan kalma Kalemegdan (Kalemeydan)'dan başlamanızı öneririm. İlk olarak I. yüzyılda Romalılar tarafından yapılan Belgrad Kalesi, sonraki dönemde başta Bizanslılar ve Osmanlılar olmak üzere defalarca yenilenmiş, 1980'lere gelindiğindeyse çevresindeki alan parka dönüştürülerek hem turistler hem de şehir halkı için kaçılabilecek bir tür sığınak haline getirilmiş. Kale ve askeri müzeleri, sanatla ilgilenenler için Cvijeta Zuzoriç, hayvanat bahçesi ve restoranlarıyla Kalemegdan, Belgrad'a gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken başlıca yer.

Şehre tepeden bakan kale etkileyici görünümünün yanı sıra, halk arasında dolaşan ve tepenin zemininin Roma döneminden kalma delhizlerle kaplı olduğu söylencesiyle daha da ilginç bir hal kazanıyor. Kale'nin içine girdiğinizde bu söylentiyi desteklercesine varlığını sürdüren ve içine bozuk para attığınızda düşüş sesini duyamadığınız Roma Kuyusu'nu da görebiliyorsunuz. Dilek dilemek için dipsiz kuyudan daha iyisi mi olurmuş?.. Eğer Belgrad'da uzun süre kalacak iseniz, Kalemegdan'ı bir de gece görmelisiniz, aydınlatmalarıyla bambaşka bir yeri ziyaret ettiğiniz izlenimine kapılacaksınız.

BİR MİMARİ ZİYAFET
Şehrin merkezine doğru inecek olursak… Araçlara kapalı bir cadde olan Knez Mihajlova'yı takip etmek en akıllıcası -zaten kaçırmanız mümkün değil. Dünyanın neredeyse bütün büyük şehirlerinin ortak bir özelliği vardır: Hepsinde de yaya trafiğine genelde kapalı olan bir ana/turistik cadde bulunur. Belgrad için bu cadde Knez Mihajlova (elinizde İngilizce bir harita varsa Prince Michael ya da Mihailo) Caddesi. Alışveriş yapmak ve bir nefes almak adına mola verip kahve içmek için tercih edilebilecek ilk yerlerden. Bir kere şehre indiniz mi de geriye yol ve yön seçmekten başka birşey kalmıyor çünkü, ne tarafa gitseniz görülecek birşeyler buluyorsunuz. Belgrad Avrupa'da kendini göstermiş bütün mimari akımlardan örnekler içeriyor. Klasik, neoklasik, barok ve hatta art nouveau binalar görmek mümkün. Bu yüzden şehrin neresinde olursanız olun sadece önünüze değil, başınızı kaldırıp yukarıya, binaların mağazaların ve kafelerin üzerlerinde kalan kısımlarına da bakarak yürümelisiniz. Skadarlija, Eski Saray, St. Michael (Mikail) Katedrali, Vuk Vakıf Binası, Kosovsa Sokağı'ndaki eski postane binası, Gracanika Manastırı üzerine inşa edilen, Petar ve Branko Krstiç kardeşlerin eseri olan St. Mark Kilisesi, Sırp Parlamento Binası ve St. Sava Tapınağı dokularını ve varlıklarını korumayı başarmış kaçırılmaması gereken yapılar.

YENİDEN DOĞMUŞ BİR KENT
19. yüzyılda sokak-meydan dokusu yeniden tasarlanan Belgrad, eski Avrupa kentleri gibi meydanlar çevresinde düzenlenmiş. Bu meydanlardan en eskisi 18. yüzyılda Habsburg hanedanı tarafından yaptırılan Stambol (İstanbul) Kapısı'nın yıkılmasıyla oluşturulan Republike Meydanı. Alexander Bugarski tarafından tasarlanan Ulusal Tiyatro Binası ve Floransalı mimar Enrico Pazzi tarafından yapılan Prens Mikhailo Obrenovic heykeli şehirleri detaylıca gezmeyi sevenler için ilginç olabilecek yapılar. Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı esnasında bu bölgedeki yapıların çoğu onarılamayacak ölçüde hasar görmüş ve restore edilemeyecek halde olduklarından yıkılmışlar. Diğer taraftaysa bir zamanların bomba depoları kebapçılara dönüştürülmüş, askeri sığınaklar başka işler için kullanılmaya başlanmış; kısaca şehir kendi dokusunu yeniden tanımlamaya başlamış.

Belgrad'a gittiğinizde bu şehrin bir zamanlar kutularda kaçak olarak gaz satılan bir şehir olduğuna inanamayacaksınız. Bir zamanların karanlık geceleri artık hayat dolu, renkli maceralar haline gelmişler.

TUNA ÜZERİNDE BELGRAD GECELERİ
Bir zamanlar ayrı bir şehir olan ama sonunda Sırbistan'ın başkentine bağlanan nehir kıyısındaki Zemun oldukça popüler bir kasaba. Bütün Avrupa'nın bu bölgeyi konuşuyor olmasını bir tarafa bırakacak olsak bile yine de bir tepenin çevresinde konuşlanmış olan Zemun, Belgrad'ı gezmeye gelenlere Barok mimarisi, dar sokakları ve 18. yüzyıl evleriyle şehrin hem dışında hem yakınında olan harika bir seçenek oluşturuyor. Ve bir de 'splavovi'siyle elbette. Splav'lar, yılda yaklaşık 280 bin civarında turist ağırlayan yüzen gece kulüpleri. Aralarında yemekli olanları da var ancak daha çok Tuna üzerinde gezinirken eğlenmek için tercih ediliyorlar. Paris'in 'Bateaux-Mouche'ları varsa Belgrad'ın da 'splavovi'si var diyebiliriz. Belgrad'da gün batımını ya da doğumunu izlemek için de mutlaka bir tanesine binmenizi öneririm.

BELGRAD’IN LEZZETLERİ
Gelelim, işin benim en sevdiğim kısmına, yemeklere. Sırp yemekleri aynı Balkan yemekleri gibi Osmanlı'dan ve Macar-Alman mutfağından izler taşıyor. 'Cevapãiçi' denilen kebaplar en sevilen yiyeceklerden. Genellikle yemekler bol etli ve soslu. Kahvaltıda burek (börek) ya da pogaãice (poğaça) yiyebilir, enfes reçellerin tadına bakabilirsiniz. Öğle yemeğini iki tür çorbadan biriyle (supa ya da ãorba) hafif geçirebilir ve akşam yemeğinde de rostilj'lerden birini deneyebilirsiniz.

Zamana çok çabuk ayak uydurmuş, geçmişin yorgunluğunu üzerinden atmış olarak, gecesi ve gündüzüyle kendini yeni bir çağın ellerine bırakmış bir şehir asıl adıyla ‘Beyaz Şehir Beograd’. Ve turistlere boğulmamış şehirlerde gezmeyi sevenleri bekliyor.

 

Sitedekiler

Åžuanda 24 konuk Ã§evrimiçi

Tanıtım

Koniks.com - İş kurma, girişimcilik, iş fikirleri
İş Fikirleri Düşünce Havuzu

"Dünyada cenneti arayanlar, Dubrovnik'i görmeliler..." - G.Bernard Show
Dujoy.com ile Adriyatik'in eşsiz güzellikteki tatil mekanını keşfedin.